AHISKA’NIN   HASRET   GÜLLERİ -3

            ( Yazan : Ahmet Ünal ÇAM  http://huzur.sehri.com )

 

-Güldürme beni, ismini bile bilmiyor musun?

-Ne bahaneyle soracaktım ismini. Sizde kaldığımız akşam kimse ismini söylemedi ki ne yapayım. Annen de baban da ‘Yeğenim aşağı, yeğenim yukarı”

-Halil!

                            ***                          ***                          ***                     

Akşam olmuş, traktörler Çaral köyüne doğru yola çıkmıştı. Cemile, yüzünde umut ve gözlerinde Halil’in hayaliyle geriye, kasabaya bakıyordu. Bütün cesaretini toplayıp, yanına yaklaşmaya çalışan Hasan’ı geç de olsa fark etti. Bir sağa sola, bir kendisine bakışından, bir şeyler sormak için cesaret toplamaya çalıştığını anladı. Sadece onun duyacağı bir sesle sordu;

-Ne soracaksan sor artık?

-Şey, şey, bir şey sormayacaktım ki.

-Ha.. ben de Nilüfer hakkında bir şey soracaksın sandım.

Hasan’ın yüzü kızardı. Cemile gülümsedi;

-Cağısman köyünden.

Hasan, gülümsemeye çalıştı, pek beceremedi. Cemile devam etti;

-O da seni sordu…

Hasan heyecanla;

-Gerçekten mi? Ne sordu?

Cemile, Hasan’ın utangaçlığının üzerine gidişinin biraz zalimce olduğunu düşündü ama kendini tutamayıp devam etti;

-‘Kim bu çelimsiz?’, dedi.

Hasan’ın sevinçli yüzüne bir anda hüzün düştüğünü görünce dayanamadı;

-Şaka şaka, bir şey sormadı ama sana bakıyor gibi geldi bana.

Hasan’ın şaşkınlığına baktı, ablası gibi nasihat verdi;

-Bu utangaçlığı bir kenara bırak da, bir daha ki görüşünde git konuş.

Hasan, utanıp başını eğerken, Cemile, bir duyan olacak diye çekinip, sustu. Gözlerini bu kez batıya çevirdi, “Halil’im… sevgimden haberi bile olmayan, Halil’im nerelerdesin”

Cemile, tüm rahatlığına, hatta cesaretine rağmen, Halil’i düşününce yürek atışı hızlanıyordu. Bir yıl önce, Cağısman köyünde Nilüfer’lerin evinde Halil’i gördüğünde de böyle olmuştu. O konuşkan kız gitmiş, suspus oturup durmuştu. Annesi de, Nilüfer de onu hasta sanmışlardı. “Hasta değildim, yeni yeni oluyordum, sevda hastası” diye düşündü. Halil’in kartal bakışları, iri cüssesi, geniş omuzları aklına geldi ve onu savaşta düşündü, gözlerindeki yıldızlar kayboldu. Düşmanlarının üzerine yalın kılıç saldırsa korku salardı ama şimdiki savaşta öyle değildi ki. Uzaktan tüfeklerle nice yiğitler, düşmanı görmeden toprağa düşüyordu ve Halil iri yarı olduğundan, kolay hedef olabilirdi.

Nilüfer’i konuştururdu bazen, o anlamadan, farkına varmadan haberler verirdi. Savaş çıkalı, Halil askere gideli, Cemile savaştan, savaşa giden akrabalardan söz açardı. Nilüfer de aksi gibi ismini söylemeden ‘teyzemin oğlu’ derdi sadece.

Halil askere gideli, Cemile de can kulağı ile dinler olmuştu savaş haberlerini.

                            ***                          ***                          ***      

Ertesi hafta, Hasan Cemile’nin söylediklerine uydu ve Pazar yerinde alışveriş için dolaşan Nilüfer’e yanaşıp konuşmayı başardı.

a

 

----DEVAMI  (Okunur ve istenirse) VAR---            ahmetunalcam.googlepages.com/huzur.htm 

http://siiroyku.googlepages.com/ahiska1.htm   

 AHISKA-2  AHISKA-3 AHISKA-4   AHISKA-5 

 

TELiF HAKLARI KONUSUNDA DESTEGİNİZİ BEKLİYORUM