AHISKA’NIN   HASRET   GÜLLERİ - 5

            ( Yazan : Ahmet Ünal ÇAM  http://huzur.sehri.com )

Asker Mektubu
 

Hasan, kasaba’da diğer gençlerle beraber asker toplayan kamyonlara bindi. Geriye baktığında son defa gördü Nilüferi, Cemileye sarılmış bir elini sallıyor, diğeriyle gözyaşlarını siliyordu. Askere alınan 40 bin civarında Ahıska’lı gençle sonunu bilmediği yolculuğa çıkarken, hep aklında bu görüntü kalacaktı.

Artık Nilüfer da Cemile gibi asker yolu gözlüyor, radyolarda cepheden gelen haberleri umutla dinliyordu.

                            ***                          ***                          ***      

Günler günleri kovaladı, sonunda bir gün Hasan’dan annesine babasına ilk mektup geldi. Nişanlı gençler için o zamanlar, birbirine değil mektup yazmak, özel hal hatır sormak bile uygun karşılanmıyordu. Sadece sonlarda, “soranlara selam ederim” cümlesindeki gizli mesaj, gönüllerde çözümleniyor, “Yarim bana selam etmiş” diye sevinçle karşılanıyordu.

Hasan’ın ilk mektubunun geldiğini haber vermek için annesinden-babasından izin alan Cemile küçük erkek kardeşiyle Nilüfer’in köyü Cağısman’a gelmişti.

Onu heyecanla bekleyen Nilüfer’e müjdeyi verdi; “Mektubu geldi, Hasan iyiymiş. Çok iyi atışlar yaptığı görülünce daha ikinci haftadan Sovyet ordusunda keskin nişancıların birliğine almışlar”.

İki kız sevinçle muhabbet ederken, Nilüferin babası Kamil efendi geldi;

-Hanım, yeğeninden mektup gelmiş. Kolhoz’da işim vardı, uğradım. Köye götürüver diye, mektubu da bana verdiler.

Naz hanım telaşlandı;

-Ablam merak eder, götürüp veriver.

-Geç oldu hanım, hem çok yorgunum, Kolhoz’da akşama kadar çalıştırdılar. Yemeğimi yiyip yatacam, sabah götürürüm. (Derin bir off çekti) Çok yorulduk çok. Zaten vergiler fazlaydı, şimdi savaşı bahane ederek daha çok çalıştırıp, daha az para veriyorlar. Bunun üstüne bir de savaş için hayvanlarımızı alacaklar galiba.

 -Öyle mi?

-Kolhoz’da işten çıkarken gördük, istasyonda çok fazla sayıda hayvan taşıyıcı vagonlar getirmişler.

Hanımı,Kamil efendinin düşünceli halini, sadece hayvanları için duyduğu endişeden sandı.

-Bey!, sen ne düşünüyon ki, hayvanı çok olanlar düşünsün. Bizim üç keçiyi alacak değiller ya.

-Savaş zamanı ne yapacakları belli olmaz hanım Ben bir de vagonları görünce üzüldüm, her tarafı kapalı, havasız. Topladıkları hayvanların yarısı yolda telef olur.

Cemile ile Nilüfer mektup lafını duyunca kulak kesilmişler ama başka laf duyamamışlardı. Cemile;

-Babanın bahsettiği mektup Halil’den mi, yoksa annenin askerde başka yeğeni var mı?

-Yok, Halil’den .

-Eeee, nasıl öğreneceğiz ne yazdığını?

-Yarın teyzem okuyunca sorarım ben, sana da anlatırım.

-Ben o kadar bekleyemem. Nilüfer, bir şeyler yap.

-Ne yapayım, istersen Halil’in ağzından bir mektup yazayım da rahatla.

-Hiç şaka götürecek halim yok Nilüfer, zaten gelirken kasabada çok asker gördüm, ne olduğunu anlayamadım, korktum. Şimdi de Halil’i meraktan öleceğim.

-İstersen açayım mektubu okuyalım!

-Hadi hemen.

-Şaka yaptım şaka.

-Şaka filan değil, gerçekten açalım. Askerde zarfı açıp geri yapıştırıyorlar zaten. Ben geri yapıştırırım merak etme.

Cemile, yalvar yakar Nilüfer’i ikna etti, sessizce mektubu alıp, gizlice okumaya başladılar.




 

 

----DEVAMI   VAR  --- 

  ( Yazan : Ahmet Ünal ÇAM   http://huzur.sehri.com )

           ahmetunalcam.googlepages.com/huzur.htm  http://ahmetunalcam.googlepages.com/kitap.htm

AHISKA'NIN HASRET GÜLLERİ   

TELiF HAKLARI KONUSUNDA DESTEGİNİZİ BEKLİYORUM